21 Eylül 2014 Pazar

SİSLE GELEN YOLCU: Jean Christophe Grangé

Gönderen geke güler on 11:38 with Yorum Yok
İhtisas hastanesinde çalışan psikiyatrist Doktor Mathias Freire bir gün demiryolu çukurunda bulunan bir hastayı tedavi ederken kendini ona yardım etmeye onun ailesini bulmaya o kadar adamıştır ki kendini boşlukta bulur. Bu boşluk geçmişinde doldurulması gereken hayatlarıdır. Ve bunlar birbirine tamamen bağımsız hayatlardır. Dr. Freire olmadan önce; Victor Janust adında bir evsizdir. Ve bir kaç suça karışmıştır.
Narcisse  ise deli ve ressamsır. Resimleri satılmış ve bayağı para kazanmıştır.
Nono yani Arnaud Chaplin, yasadışı kimlik, pasaport üretiyor ve tam bir ahlaksız.
François Kubiela. Çok ünlü bir psikiyatrdır. Ve onun ilk kimliğidir.
Ancak mitolojik cinayetlerle başlayan, polisler ve onu öldürmeye çalışan tanımadığı insanlardan kaçarak geçirdiği kimlik arayışında hiç tahmin edemeyeceği şeyler öğrenir.







17 Eylül 2014 Çarşamba

ASLA ARKANA BAKMA: Tess GERRITSEN

Gönderen geke güler on 12:17 with Yorum Yok
Babasının ölümünü araştıran Willy Maitland bu yolculuk sırasında tanıştığı eski asker Guy Barnard sayesinde hiç ummadığı cevaplara ulaşır. Bununla birlikte Guy kendini ona beğendirmek için  elinden geleni yapar ve bunda başarılı olur. Fakat onu daha da ilginç bir haber beklemektedir. Yıllardır öldü sandığı babası aslında yaşıyormuş ve hatta kendine yeni bir aile bile kurmuş. Yıllar sonra kavuştuğu babasını yanına almayı düşünür. Ancak babası kabul etmez. Çünkü o aranan bir suçludur. Sonunda babası onun yanında kalmasa da Guy ile birlikte mutlu sona ulaşırlar.

Gerritsen'sız kitaplık olmamalıdır. Kadın o kadar müthiş kurgu yapıyorki sanki kitaptaki kahraman sensin.


16 Eylül 2014 Salı

İFLAS ETMENİN YOLLARI:Erdal DEMİRKIRAN

Gönderen geke güler on 08:58 with Yorum Yok
Aslında bu kitabın da çıkaracak özeti yok. Çünkü bu da bir Demirkıran klasiği. Aslında anafikri şu:
Kişisel olarak Demirkıran "Herkes nasıl kazanılacağı işle ilgili kitap yazıyor. Ben de kaybetmenin yollarını yazıyorum."
Genel olarak "kitapta yazanların tersini yaparsanız kazanırsınız. İflas etmek o kadar kolay değildir. Bir sanattır.






13 Eylül 2014 Cumartesi

YERİM SENİ ÖSS: Erdal DEMİRKIRAN

Gönderen geke güler on 12:55 with Yorum Yok
Aslında kitabın çıkaracak bir özeti yok. Çünkü kişisel gelişim kitabı ve sınavlara nasıl çalışacağımızı, nasıl ders çalışabileceğimizi anlatan bir Erdal Demirkıran klasiği.
Okurken çok eğlendim. Demirkıran tam öğrenci ağzıyla yazmış. Müthiş. 








RUHUNDAKİ ZEHİRLE YÜZLEŞ: Tess GERRITSEN

Gönderen geke güler on 01:43 with Yorum Yok
Güney Lexington civarında esrarkeşlerin peş peşe ölümü Adli Tabip Kat Novak'ı şüpheye düşürür. Fakat kimseyi kendisine inandıramaz. Esrarengiz bir biçimde her şey bir ilaç firmasıyla bağdaşıyor. Adam Quantrell'ın firması. Ancak o bunu reddeder. Bu işin peşini bırakmayan Novak'ın başına gelmeyen kalmaz. Arabası çalınır, evine bomba konur. Ama o bir türlü vazgeçmez. İstemese de Quantrell'a arasında bir yakınlaşma olur. Ve her şeyin Quantrell'ın firmasında çalışan Herbert Esterhaus'la ve Quantrell'ın üvey kızı Meave ile alakalı olduğu ortaya çıkar. Lakin bir tek onlarla da sınırlı değildir. Cinayetleri çözmeye çalışan polis memuru yardımcısı da işin içindedir. Bütün cinayetlerin işlenmesinin arkasında onun sırrı vardır.

Gerritsen gerilim dışında macera yazmayı çok iyi beceriyor. Ve illa ki işin içine aşkı sokacak. Zaten bu yüzden Gerritsen. :) :) :) 










11 Eylül 2014 Perşembe

SİYAH KAN: Jean Christphe Grangé

Gönderen geke güler on 14:21 with Yorum Yok
Eski dalış şampiyonu Jackues Reverdi. O bir katil. Malezya'da turist bir kızı kaçırmış, sandalyeye bağlayıp soymuş ve vücudunda delikler açmış. Ancak bu kadarla sınırlı değil.
Marc Dupeyrat. Muhabir. Genellikle cinayet yazıları yazıyor. Aslında cinayet haberlerini yazmasının bir nedeni var. Bir insanı öldürmeye iten sebepleri öğrenmek istiyor. Ve Reverdi'nin işlediği cinayet onu çok etkiliyor.
Hatica. Manken olmak istiyor. Ve Marc'a platonik aşık.
Marc Reverdi'nin kızlara zaafı olduğunu öğrenince ona "Elizabeth" olarak mektup yazıyor. Çok geçmeden de cevap geliyor. Reverdi ondan ona yazdığı yerlere gitmesini istiyor. Ama bunu açık bir dille değil. Gideceği yerleri şifreli bazı kelimelerle söyler. Marc bunları anlamakta zorluk çekse de çözer hepsini. Ve bitirir oyunu. Ancak Reverdi'den kurtulmak o kadar da kolay değildir. Marc Haticayı'da kattığı bu işten kurtulup Paris'e geri döndüğünü sanır. Sonra bir gün Reverdi'nin hapishaneden kaçtığını öğrenir. Haticay'la birlikte kaçarlar. Ama nereye kadar? En sonunda yakalanırlar. Reverdi onlara bütün hayat hikayesini anlatır.
Ardından her nasıl olduysa özel güvenlik (yanlış hatırlamıyorsam) gelir. Reverdi vurulur fakat kaçmayı başarır. Yarım kalan işini bitirmek için geri döner. Mark ve Hatica bu defa Sicilya'ya giderler.
Reverdi onları bulabilecek mi?
Yeterince spoiler verdim gerisini öğrenmek size kalmış. Sonuna kadar tüyleriniz diken diken olacak. 












3 Eylül 2014 Çarşamba

ÖLÜME 5 KALA: Mark BILLINGHAM

Gönderen geke güler on 05:03 with Yorum Yok
Her şey yaşlı bir çiftin aşırı dozda insülin alması sonucu ölümüyle başlar. Dedektif Başkomiser Neil Heckett ve ekibi bu olayın intihar olduğu konusunda ısrarcıdır. Fakat altı ay önce rütbesi düşürülen eski Cinayet masası dedektifi Tom Thorne öyle düşünmemektedir. Çünkü olay yerinde yaşlı çiftin ölümünün intihar olabileceği herhangi bir kanıt yoktur. Ardından ikinci bir intihar ölümü daha olur. Thorne bu iki cinayet arasındaki bağı yasadığı yollarlar çözmeye çalışır ve ölen iki insanın 30 yıl önce Terry Mercer adlı bir soyguncunun davasında çalıştıklarını öğrenir. Eski arkadaşları da ona yardım eder fakat bir kaç gün sonra bu işin ciddiyetini kavrayıp Thorne'a yardım etmekten vazgeçerler. Bütün bunlar yetmezmiş gibi kız arkadaşı Helen'le tartışmalar yaşar. Cinayetleri soruştururken tanıştığı yaşlı bir cinayet masası dedektifinden de yardım alır. . Ancak yaşlı komiserin başka amaçları vardır. Bütün bilgileri Terry Mercer'a iletir. Bunu anlayan Thorne yaşlı adamı sorguya çeker. Adamla konuşurken telefonuna mesaj gelir; Helen ve çocuğunun fotoğrafı. Aceleyle evden çıkıyor ve kendini bir arabada baygın halde yatarken buluyor.

Buradan sonrasını yazmadım sürprizi kaçar. :) :) :) 



2 Eylül 2014 Salı

TANRI DAİMA TEBDİL-İ KIYAFET GEZER: Laurent GOUNELLE

Gönderen geke güler on 12:54 with Yorum Yok
İntihar etmek üzere olan Alan'ı yaşlı bir adam (Dubreuil) bu fikirden vazgeçirir. Fakat karşılığında onun her dediğini sorgusuz sualsiz yapmasını ister. Alan'da ister istemez kabul eder. Ertesi gün Dubreuil onu evine çağırır ve hayatını anlatmasını ister.
Annesinin barda tanıştığı biriyle yattığını sonra onu terk ettiğini, bunun üzerine annesinin hamile kaldığını ve bir Amerikalı'yla yattığını çocuğun ondan olduğunu söylediğini ve onunla birlikte Amerika'ya taşındığını anlattı. Ardından babası sandığı adamın çocuğun ondan olmadığını öğrendiğinde evi terk ettiğini, annesinin hırslı bir şekilde onu yetiştirdiğini onun sayesinde spora başladığını fakat hiçbir zaman sevmediğini anlattı. üniversitede muhasebe okuduğunu ve üniversiteyi bitirdiğinde annesinin öldüğünü onun da Paris'e geldiğini, iş aradığını fakat Amerika ve Fransa'nın muhasebesinin farklı olduğunu öğrendiğini ve bir iş bulma şirketinde işe başladığını fakat hayatının istediği gibi olmadığını ve bu yüzden intihara kalkıştığını anlattı.Bundan sonra Dubreuil ona çeşitli emirler verdi ve o da zorlansa da bazen yapamasa da elinden geldiğince yerine getirmeye çalıştı. Hayatı değişti. Ardından Alan'dan çalıştığı şirketin genel müdürü olmasını ister. Alan ilk başta itiraz etse de bunu yapar. Dubreuil'ün de katkıları olur fakat o da Alan'ın bunu yapacağına inanmaz. Alan başarır çalıştığı şirketin genel müdürü olur. Bu haberi Dubreuil'e söylemeye gittiğinde ise hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. O da Dubreuil'ün ölümüdür. Daha bunun şokunu atlatamadan bir de onun gerçek babası olduğunu  öğrenir.
 Müthiş bir kitaptı. Elimden bırakamadım. Kendimi kitaba o kadar çok kaptırdım ki kitap bittikten sonra şokunu üzerimden atmam bir ay sürdü. :) :) :)






1 Eylül 2014 Pazartesi

TRAVMA: Steve HAMILTON

Gönderen geke güler on 05:30 with Yorum Yok
Mike Smith, küçük yaşta geçirdiği bir travma sonucunda konuşma yetisini kaybetmiş. Bu yüzden amcasının yanında yaşamaya başlamış bir çocuktur. Hayatı arkadaşlarıyla birlikte gittiği bir partide ondan bir kapının kilidini açmalarını istediğinde değişir. Kapısını zorla açtığı eve hırsızlık için gittiği sanılır ve ceza verilir. Ceza olarak yaz boyunca girdiği evin sahibinin istediğini yapmaktır. Tün bu olanlar yetmezmiş gibi bir de üstüne evin kızıyla (Amelia) birbirlerine aşık olurlar. Derken evin sahibinin yani Bay Marsh'ın başı derde girer. Eğer istediklerini yapmazsa Amelia'nın hayatı tehlikeye girer. O da mecburen kabul eder. Ondan istedikleri ise kasaları ve kapıları açmasıdır. Bu sayede hırsızlık yapabileceklerdir. Ancak hiç ummadığı bir zamanda Amelia'yı ziyarete gider. Birbirlerini hala çok sevmektedirler.
Kitabın sonunda ise Mike'ı hapse atarlar. :( :( :( :(

Sonunu hiç sevmedim. Böyle bir son olmamalıydı bence. Hatta öyle ki yazarı elime geçirseydim dövebilirdim. 

ANLATMAK İÇİN YAŞA: Lisa GARDNER

Gönderen geke güler on 05:08 with Yorum Yok
Dedektif D.D. Warren; Boston'da yaşanan iki aile katliamını çözmeye çalışırken bu iki aile arasında bir bağ olduğunu hisseder ekibi ve eski dedektif Alex'le araştırmaya başlar. Danielle; çocuk psikiyatrisi hemşiresidir. 25 yıl önce babasının bütün ailesini öldürdüğünde tek sağ kalan odur. Ve bunun yükünü hala taşımaktadır.
Victoria: sekiz yaşındaki oğluyla başı derttedir. Çünkü oğlunun beyni beş duyuyu algılıyor fakat önceliklerine karar veremiyor. Yani her zaman diken üstünde yaşamak zorunda beş saniyelik bir ihmal bile herhangi biri veya kendi hayatının sonu demek.
D.D. Warren cinayetler arasındaki bağların Danielle etrafında toplandığını fark eder ve onun hayatını incelemeye başlar. Fakat hiç beklemediği cevaplara ulaşır. Katil hiç beklemediği biridir.

 Katili yazmadım çünkü heyecanı kaçardı. Maalesef serinin sadece 3 kitabı Türkçe'ye çevrilmiş. Beş kitaptan oluşuyor seri. Lisa Gardner'ın okuduğum ilk kitabı ve çok beğendim. Biraz Gerritsen tarzı ama yine de kurgusu müthiş.