31 Ağustos 2015 Pazartesi

KÜRK MANTOLU MADONNA: Sabahattin ALİ

Gönderen geke güler on 02:58 with Yorum Yok


En sonunda dönüş yapabildim. Çok mutluyum! Aslında yazmak istediğim çok kitap var fakat zaman yok. :( Lafı uzatmadan başlayayım.

Kitap Rasim adında bir gencin işten çıkarılması ve eski bir arkadaşıyla karşılaşmasıyla başlıyor. Arkadaşı çalıştığı iş yerinde Rasim'e iş verir. Ancak küçük bir iş. Ardından arkadaşı Rasim'i Almanca mektupları çeviren Raif adında yaşlı bir adamla aynı odaya verir. İlk başlarda pek fazla konuşmazlar. Rasim Raif hakkında az çok fikir edinir. Yani onu basit bir aile babası olarak görür. Bununu yanında iş yerinde Rasim'in arkadaşının Raif'e kızıp bağırmalarına onun çok sakin karşılaması Rasim'i derin bir meraka sürükler. Bir gün Raif hastalanır, işe gelemez ve acilen bir mektubun çevrilmesi gerekmektedir. Rasim de bunu fırsat bilerek mektubu alır ve Raif'in evine gider. Ancak Raif'i hiç beklemediği bir durumda bulur. Evde varlığı yokluğu belli değildir. Sadece eve para getirdiği için evde kabul görür. Bakkala ekmek almaya gitmek gibi çocuklara yaptırılacak işleri Raif yapıyordur. ancak o hastalandığı zaman evin diğer sakinleri tarafından yapılır o işler. Olaylar olaylar. Rasim'in Raif'i ziyaretinden sonra biraz birbirlerine alışırlar ve daha çok konuşmaya başlarlar. Ancak aralarındaki çizgiyi her zaman korurlar. Rasim de sık sık Raif'in evine uğrar. Ki bu uğramaların hiçbirinde Raif'e iyi davranıldığına şahit olmaz. Bununla birlikte Raif'in etrafındakilerle hiç alakası olmadığını, onun sadece yaşıyor olmak için yaşadığını, dünyayla ilişkisini kopardığını kısacası hayatı boşverdiğini anlar. Falan filan. En sonunda Raif çok kötü hastalanır. (Yanlış hatırlamıyorsam zatürreydi.) Ve iş yerindeki masasının çekmecesinden eşyalarını getirmesini ister. Bizim sabi Rasim'imiz de eşyaları alır ve Raif'e verir. Raif'in eşyaları arasında bir defter de bulur. Eşyaları teslim ettiği zaman defterin ilk sayfasını okur fakat o daha sayfayı bitirmeden Raif defteri yakmasını ister ondan. Ama Rasim yakmak istemez. Çünkü Raif'in hikayesini merak eder. Çevresindekilere karşı neden böyle davrandığını öğrenmek ister. Raif kabul etmez, Rasim de "Sizi tanımamı neden tabii bulmuyorsunuz? Dünyada en değer verdiğim kişi sizsiniz. İnsanların size ne yaptığını bilmek istiyorum." vs. vs. gibisinden şeyler söyler. Ve azmin zaferi! Raif kabul eder. Rasim de hemen o akşam okumaya başlar. (Asıl hikaye şimdi başlıyor.)



Raif daha yirmi dördünde bir gençtir. İnsanlarla pek bir münasebeti yoktur. Babasıyla zaten araları biraz limonidir. Babasının zeytinlikleri, evi, sabunhaneleri vardır. Bir gün Raif'ten Almanya'ya gidip sabunculuk öğrenmesini ister. Bizimki de kabul eder. Hemen hazırlanır ve bir hafta içinde kendini Almanya'da bulur.Bir pansiyonda kalmaya başlar. İlk bir yılını aylaklık ederek geçirir. Ardından babasının ona verdiği görevi hatırlar ve bir fabrikkada yarı zamanlı olarak  çalışır. Öğrendiği formülleri önemli tüyoları defterine not eder. Bir sabah gazete okurken bir resim galerisinin haberini görür. Aynı gün neden olduğunu bilmeden kendini o galerinin önünde bulur. Galeriyi gezer en sonunda bir portre görür. Tabloya tutulur (ilk görüşte aşk). Tabloyu ararştırır ve Maria Puder adında bir kadının kendi portresi olduğunu öğrenir. Nedenini bilmeden her gün o tabloyu görmeye gider. Hiç kimse anlamasın diye de önce galeriyi baştan sona gezer (adam zeki) en son o tablonun önünde durur ve galeri kapanana kadar önünden ayrılmaz. Belli bir müddet sonra da artık diğer tablolalara bakmaz direk Maria Puder'in portresine gider. Böyle biraz zaman geçer. Yine o tablonun önünde dururken yanına bir kadın gelir fakat o kadının yüzüne bakamaz utancından. Kadınla biraz konuştuktan sonra bir daha da o galeriye gitmez. Falan filan fişmekan. Pansiyonda kalan bir kadınla öğlen gezmesine çıkarlar. Ancak işler ters gider, sarhoş olurlar. Gecenin bir yarısı salına salına pansiyona dönerler. Dönüş yolunda kadın Raif'e askıntılık yapar (pis yelloz). Raif'imiz yüz vermez. Neden? Çünküüüüü... Kürk Mantolu Madonna'yı görür. İlk o olduğunu kavrayamaz. Hayal gördüğünü zanneder. Lakin bir sonraki gece Maria Puder'i gördüğü yere götürür ayakları onu. Hayal olduğunu bile bile. Sonra olan olur. Yine görür onu. Bu defa kaybetmemek için takip eder Maria'yı. Onun bir eğlence yerine girdiğini görür. Peşinden o da girer. Ardından sahneye Maria'nın keman çalarak çıktığını görür. Falan filan. Gösterisi bittiğinde Maria onun masasına gelir. Konuşurlar. Maria onun galeride konuştuğu kadın çıkar. O günden sonra her gün buluşurlar, gezerler. Fakat birbirlerine aşık olmayacakları sözüyle. Olaylar olaylar (olayları yazmaya üşendim). Yılbaşı gecesi gelir çatar. Eğlemmeye giderler. Maria içer sarhoş olur. Sabah da bir süre birbirleriyle görüşmemeye karar verirler. Geçelim buraları. Raif dayanamaz Maria'nın evine gider. Onun hastanede olduğunu öğrenir. Başından hiç ayrılmaz yirmi beş gün sonra evine döner Maria. Ona Raif bakmaya başlar. Hayat böyle akıp giderken Raif babasının öldüğünü öğrenir Türkiye'ye döner. Maria da anasının yanına gider. Prag'a. 


Buradan sonnrasını yazamayacağım. Yüreğim el vermiyor. Ayrıca buradan sonrası çok pis spoiler veriyor. Aslında kitap Genellikle Raif'in düşünceleri üzerinde duruyor. İnsanların onu anlamaması gibi. Psikolojik bir yanı da var kitabın. Son zamanlarda aşırı Türk Edebiyatı okuyasım var. İkizim almıştı ben de okuyayım dedim. kitabı dün gece bitirdim. Hâlâ etkisinden çıkamadım. Yazık be Raif'e. Hep o babası yüzünden. Ölecek zamanı buldu. Bütün Türk Edebiyatı aşıklarının okuması gereken bir kitap. Ben neden bu kadar geç okudum diye bir soru sorulursa cevabım biraz önyargılı olacak. Çünkü bir şey çok konuşulursa herkes o şeyi beğenip yere göğe sığdıramazsa benim de bir o kadar o şeyi beğenmeyesim geliyor. Şimdi eskisi kadar olmasa da biraz var o yere göğe sığdıramama olayı. Ama kendimle büyük bir savaş verip okudum. Hiç pişman değilim daha önce okumadığıma. İkizim olmasa hiç okumazdım belki de...



Çok beğendiğim sözler için buraya bakabilirsiniz


Remzi Kitab Evi'nin kapağı daha çok hoşuma gitti. Kapaktan resmen asalet akıyor. 




Kendi yaptığım bir typography
Categories:

0 yorum:

Yorum Gönder